Çarşamba, Eylül 17, 2008

Onlar


Evet, sonunda büyük gün geldi. Daha saniyeler önce telaffuz ettiğim bu tümce, artık sonunda geçmişi silme içgüdümün kendini ele vermesine bahane oldu. Lakin bununla birlikte yeni birtakım sorgulamalar ve iç hesaplaşmalar da ortaya çıktı. Acaba, ben böyle derken ‘bunlar’ yerine yeni bir ‘şunlar’ önermeli miydim, yoksa ‘bunlar’ın olageldiği zaman dilimini tarihten komple silmeli miydim? Veya belki de henüz akıl erdiremediğim bir başka tamamlayıcı eylemde bulunmalı mıydım?


Daha fazla düşüncemelere kapılmadan, kendime hemen bir çikolatalı ıslak kek söyledim, getirdiler. Siyahi bir kalori yumağının iddialı beyaz mini elbisesini sıyırmam, bu küçük maceramın başlangıç noktası idi. Kendisi bana karşı ne direniyor, ne de başımın etini yiyordu. Ama tüm bu şehevi ve uysal tavırlarına rağmen asla benim ideal dişi figürümü sembolize etme şerefine layık olamayacaktı. Çünkü, benim kafamdaki ideal dişinin mini elbisesi kesinlikle turuncuya kaçık lacivert renkliydi. Tıpkı önceki seferler de olduğu gibi, bu sefer de, ideal olmayan her şeyi yeme hususundaki dayanılmaz arzum bir anlık hedonizmimin şemsiyesi altına gizlenerek gökkuşağından korunmayı başardı.


Sonunda korktuğum başıma geldi ve iç hesaplarımda bir açık yakaladım. Bu açığı örtbas etmeye yahut etmemeye beni teşvik edecek kendimden bağımsız hiçbir denetleme sistemi olmadığından dolayı ‘bunlar’ yerine hayatıma noel baba şeklinde küçük cüceler yerleştirmeye karar verdim.

Şöyle bir yukarıya doğru bakınca da zaten bilincinde olduğum bir farkındalığım beni iyice tiskindirdi ya neyden acaba? ‘Bunlar’, sadece ufak ve masum ilham parçacıkları mıydı yoksa düpedüz bildiğimiz özentilik miydi? Çok sonra...


(izinsiz kullandığım screenshot crop'u için emre'ye tişkürler)

Perşembe, Eylül 11, 2008

Radyoaktif Şarapçı Erdenizin Yürek Burkan, Büzük Daraltan Dramı


Meraba sevgili okurlar ve edebiyat severler, uzun bir aradan sonra tekrar beraberiz. Bu seferki hikayemiz tamamen götten sallama olmasına rağmen gerçek kişi ve kurumlarla acayip alakalıdır, ve hikayenin sallanma sürecinde hayvanlara çok pis zarar verilmiştir, sen de 10 ben diyim 20 süt dana itlaf edilmiş, hepimize yıllarca yetecek kadar işkembe, kelle paça, börkenek, kırkbayır, apandist çorbası yapılmıştır. Bildiğin piskopatız yani. Şimdi gelelim hikayemize.

Küçük erdenaz her sıradan, banel bir çocuk gibi doğdu. bol bol altına sıçış, üstüne kusuş, amuda kalkıp işeyiş gibi bebe olmanın koşullarını yerine getirdi hepimiz gibi. fakat, fakat... Fakat birşeyler ters gitti. gitmiş olmalıydı. yoksa o da bir insan evladıysa biz neydik? bu soruya cevap vermeye çalışan bütün insan aleminin kafayı sıyırmaması için, kişilik bozukluklarıyla deli cevatlara dönüşmemesi için biri bu olaya el atmalıydı. nitekim o el atıldı, bütün insanlığın kurtarıcısı o el atıldı. o el ki,
michelangelo'nun çizdiği el yanında nah çekermiş gibi kalan o el, Ufak Yiğite aitti. Evet o mübarek el ufak yiğitindi. ehe mehe diye gülen o eller onundu. bir umut sarıkaya karikatürü karakteri olan ufak yiğit o dolma parmaklarıyla mıncıklamıştı erdenazın o yumru yumru omurilik soğanını. ama ufak yiğit, yaradılışının verdiği mallık ve sapıklıkla parmaklarıyla tasvip edilmeyecek hareketlere girişti. mahallelinin "goşun bebeye tecavüz ediyler" nidalarıyla yiğiti koruya çekmeleri erdenazın hayatını kurtardı fakat olan çoktan olmuştu. erdenazın kalın bağırsağında iki barnak kalınlığında yırtık oluşmuştu. o andan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmadı, olamadı.
erdenazın bağırsağı kaçak yapmaya başlamıştı. erdenazın boşaltım sistemi içbükey bir hal alıp, karın boşluğu kapalı havza klasmanına dahil oldu. yani erdenazın göbee bir nevi foseptik çukuru halini aldı. tuvalet kağıdı masrafı azalan erdenaz buradan arttırdığı parasını şaraba yatırmaya başladı. erdenazın ne kadar sağlam motoru olduğunu bilenler, şaraba ayrılan bütçenin ne kadar muazzam olduğunu tasavvur edebilirler zannımca, hı?
gün gelir, erdeniz saadettin teksoyun ukrayna versiyonu olan patrick swayze tarafından keşfedilir. UTV ana haber bültenine çıkan kapalı devre boşaltım sistemli erdeniz ukrayna halkını televizyona kitler. televizyona kitlenen kitle içinde çernobilde çalışan mühendis kardeşlerimiz de vardır ki bu kitlenme reaktörlerdeki aşırı ısınma, zincirleme reaksiyon, bujilerin meme yapması tarzı ufak sorunları göz ardı etmelerine neden olur. iki dakka sonunda çernobil semalarında mantar bulutumsu patlama efektleri görülür. etrafı bok ve radyasyon götürmektedir. bu bok ve radyasyon bulutu big bang vari patlar ve anadoludaki üzüm bağlarını etkisi altına alır. tabi hikayenin ilerlemesi açısından hiç şaşırtıcı olmayacak biçimde bu etkilenen üzümler erdenizin pek sevdiği YarraYering şaraplarının üzümleridir. erdenaz kapalı devre sistemine geçtiğinden beri tuvalet kağıdı kullanmadığı için acayip para biriktirmekte, sonra hepsiyle acayip miktarda şarap almaktadır. thats why, everything something happens ve erdenazı radyoaktif bir şarap şişesi ısırır. o zamandan beri erdenaz sunset te florasan olarak görev yapmaktadır.